Boşanma Davasında Araştırılan Hususlar

Boşanma Davasında Araştırılan Hususlar

Boşanma Davalarında Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller

Boşanma davaları, evli tarafların evliliklerini sonlandırma talebiyle açtıkları davalardır. Kaynaklarda belirtildiği üzere, çekişmeli boşanma davalarında davanın kabulü tek başına sonuç doğurmaz; gösterilen delillerin toplanması zorunludur. Boşanma davaları kamu düzeniyle ilgili değildir, bu nedenle re’sen delil toplama yetkisi bulunmamakta olup, deliller taraflarca sunulmalı ve taraflara süre verilmelidir. İkinci bir tanık listesi verilemez.

Boşanma Davalarında Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller:

Boşanma davalarında genel olarak kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Tanık.
  • Taraflarca dayanılmış ise telefon kayıtları.
  • Kolluğa yazılacak ekonomik ve sosyal durum araştırmaları.
  • Çalışanlar için maaş bordrosu, emekliler için ise aylıklarını gösteren belgeler.
  • Sağlık raporları.
  • Terk’e dayalı davalarda evin oturmaya uygun olmadığı iddiası varsa keşif.
  • Aile mahkemelerinde görev yapan uzmanlardan alınacak bilirkişi raporları.
  • Nüfus kayıtları.

Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Hususlar:

Ayrıca, boşanma davalarında dikkat edilmesi gereken bazı önemli hususlar ve ek araştırmalar şunlardır:

  • Görevli Mahkeme ve Yetki: Boşanma davalarında aile mahkemeleri görevlidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakmalı ve bu durum belirtilmelidir. Yetki, kamu düzeni ile ilgili değildir ve kesin yetki kuralı yoktur. Dava, eşlerden birinin davanın açılması sırasındaki yerleşim yerinde veya eşlerin en son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Yetkisiz mahkemede açılan davaya davalı itiraz edebilir; itiraz süresinde ve usule uygun değilse derhal reddedilir, aksi takdirde deliller toplanıp yetkili mahkeme belirlenmelidir. Yetki itirazının reddine ilişkin karar itirazda bulunana tebliğ edilmeli ve delil sunma fırsatı sağlanmalıdır.
  • Deliller ve Tanıklar: Delil listesinde yer alan tanıkların tamamı dinlenmelidir.
  • Sağlık Durumu: Akıl hastalığı ya da başkaca hastalık iddiası varsa (örneğin cinsel ilişki kurulamaması gibi iddialar) sağlık kurul raporu ve tedavi evrakı alınmalıdır.
  • Taraf Teşkili ve Ehliyet: Davada taraf teşkilinin doğru ve tam biçimde yapılması önemlidir. Taraflardan birinin akıl hastası olduğu iddia edilirse, akıl hastası olup olmadığı ve vasi tayini gerekip gerekmediği araştırılmalı; gerekirse sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmalıdır. Davacı akıl hastası ve vasisi dava açmışsa, sulh hukuk mahkemesinden husumete izin kararı alınmalıdır.
  • Tebligat Süreci: Taraf teşkilinin sağlanması açısından dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği çok önemlidir. Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligatlarda beyanda bulunan komşunun adı soyadı ve imzası alınmalı, imzadan imtina ediyorsa bu durum yazılmalıdır. İlanen tebligat yapılacaksa detaylı adres araştırması yapılmalı ve ilan metni mahkeme divanhanesinde bir ay askıda bulundurulmalıdır.
  • Ziynet ve Eşya Alacağı Talepleri: Boşanmanın yanında ziynet ve eşya alacağı davası açılmışsa, bu davaların birlikte görülmesinde sakınca olmamakla birlikte, yargılamanın uzamaması için tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilebilir. Birlikte görülmeye devam edilmişse, bu istekler nispi harca tabi olduğundan harcın yatırılıp yatırılmadığı kontrol edilmeli ve eksik harç zamanında yatırtılmalıdır. Bu davalarda boşanmadan farklı olarak yemin deliline de dayanılabilmektedir ve yemin delili var ise davacıya kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmalıdır. Bilirkişi incelemesi usule uygun, uzmanına ve denetime elverişli olacak şekilde yaptırılmalıdır. Hüküm kurulurken iadesine veya tazminine karar verilen eşya, bilirkişi raporuna veya dava dilekçesine atıf yapılmaksızın hüküm bölümünde tek tek yazılmalıdır.
  • Mal Rejimine İlişkin Talepler: Boşanma davası ile birlikte mal rejimine ilişkin bir istek varsa nispi harca tabidir ve incelenebilmesi için mutlaka evliliğin sona ermesi gerekir. Bu nedenle mal rejimine ilişkin istekler boşanma davasından tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmelidir.

Boşanma davalarında uygulamada sıkça hataya düşülen ve Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılan konular

Yapılan görüşmeler, paydaş analizleri ve ilgili Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, boşanma davalarında en sık karşılaşılan hatalar ve bozma nedenleri şunlardır:

  1. Tanıkların Dinlenmemesi: Açıkça dinlenilmesinden vazgeçilmeyen tanıkların dinlenmemiş olması, başlı başına bir bozma nedenidir.
  2. Usulsüz Tebligat: Usulsüz tebligat yapılarak savunma hakkının kısıtlanması, çok önemli bir usul hatası ve bozma nedenidir.
  3. Yetki Kararının Tebliği: Yetki itirazının reddine ilişkin kararın, itirazda bulunana tebliğ edilmemesi. (Bu durum aynı zamanda davaların uzamasına da sebebiyet vermektedir).
  4. Mahkeme Sıfatının Belirtilmemesi: Davaya Aile Mahkemesi olarak bakıldığı hususunun kararda yazılmaması, başlı başına bozma sebebidir. (Aile mahkemesi olmayan yerlerde davalara asliye hukuk mahkemesi “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakmalı ve bu durum belirtilmelidir. Bu hata yapıldığında, karar bozulmakta ve yargılama uzamaktadır).
  5. Harç Eksikliği: Harç yatırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi. (Ziynet ve eşya alacağı talepleri nispi harca tabidir ve eksik harç zamanında yatırtılmalıdır).
  6. Yemin Delilinin Hatırlatılmaması: Reddedilen ziynet ve eşya davalarında yemin delili hatırlatılmadan davanın bitirilmesi. (Ziynet ve eşya alacağı davalarında boşanmadan farklı olarak yemin deliline dayanılabilmektedir ve delil listesinde yemin delili varsa davacıya kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmalıdır).
  7. Mal Rejimi Talepleri: Boşanma davası ile birlikte açılan mal rejimine ilişkin talepler tefrik edilip boşanma davasının sonucu beklenmeden karar verilmesi. (Mal rejimine ilişkin isteklerin incelenebilmesi için mutlaka evliliğin sona ermesi gerektiğinden, bu talepler boşanma davasından tefrik edilmeli ve ayrı bir esasa kaydedilerek yargılama sürdürülmelidir).
  8. Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti: Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin doğru hesaplanmaması veya hüküm altına alınmaması.

Ayrıca, yetki konusundaki yanlış kararlar da davaların uzamasına sebebiyet vermektedir.

Bir yanıt yazın