Soyadının Önemi
Hak temelli tartışmaların tarih boyunca soyadı konusunda da belirgin etkileri olmuştur. Bu tartışmalar neticesinde, soyadı, bireylerin iş yaşamıyla birlikte kişisel ve ailevi yaşamlarında diğer bireylerle sosyal ve kültürel ilişkiler kurabilmesi, kendini dış dünyaya tanıtabilmesi, kimliğinin ve aile bağlarının belirlenmesi için gereklilik ve önem kazanmıştır. Soyadı, kişinin manevi varlığının bir parçası olarak devredilemez, vazgeçilemez ve kişiye sıkı sıkıya bağlı kesin bir hak olarak kabul edilmiştir.
Ad ve soyad, bireyin kişisel kimliğini belirlemenin yanı sıra aile bağlarını ortaya koyma fonksiyonuyla toplumsal düzenin bir parçasıdır. Ancak, evlendikten sonra kadınların eşlerinin soyadını alması üzerine yapılan yasal düzenlemeler, kadınların soyadı seçme hakkını ve genel olarak eşitlik haklarını zayıflatmaktadır. Bu durum, kadın ve erkek arasında soyadı değişikliği konusunda eşitsiz bir durum yaratmaktadır.
Türkiye’nin insan haklarına verdiği önem çerçevesinde kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer uluslararası belgelerde, kadın-erkek eşitliğine vurgu yapılmaktadır. Aynı şekilde, Türk hukuk sisteminde de eşitlik ilkesi 1982 Anayasası’nın 10. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 90. maddesinin 5. fıkrası, milletlerarası anlaşmaların, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin olduğu durumlarda, iç hukukun üstünlüğüne vurgu yaparak bu alanda bir tutarlılık sağlamaktadır.
Bu bağlamda, kadınların soyadına dair düzenlemelerin, eşitlik ilkesine uygun ve kadın haklarını güçlendiren bir perspektife sahip olması gerekmektedir. Bu şekilde, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine uygun bir yaklaşım benimsenmiş olurken, aynı zamanda bireyin kişisel haklarına saygı gösterilmiş olacaktır.
Türkiye’de kadınların soyadını değiştirme hakkı ne zaman kabul edildi?
Türkiye’de kadınların soyadını değiştirme hakkı, 14 Mayıs 1997 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 153. maddesinde yapılan değişiklik ile evlendikten sonra kızlık soyadlarını eşlerinin soyadlarının önüne ekleyebilme hakkı tanınmasıyla kabul edilmiştir.
Uluslararası Sözleşmeler ve Soyadı Hakkı
Türkiye’nin de imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Sözleşme’ye Ek Protokol No.7, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi’nin konuyla ilgili öneri kararlarında, bu hakkın cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkese eşit olarak sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, kişilerin soyadı hakkı gibi temel hakları korumak için önemli bir araçtır. Bu sözleşmeler, kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanma hakkını da içermektedir. Örneğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve Aile Hayatına Saygı” başlıklı 8. maddesi, kadınların evlendikten sonra da kendi soyadlarını kullanma hakkını korumaktadır. Bu hak, kadınların kişilik haklarına saygı göstermek ve eşitlik ilkesini korumak için önemlidir. Uluslararası sözleşmeler, ülkelerin bu hakları korumak için yasal düzenlemeler yapmalarını teşvik etmektedir.
Türkiye ve Soyadı Hakkı
Kadınların soyadı hakkı, Türkiye’de uzun süre boyunca tartışmalı bir konu olmuştur. Ancak nihayetinde, kadınların kendi soyadlarını kullanma hakkı tanınmıştır. Bu hak, kadınların kişilik haklarına saygı göstermek ve eşitlik ilkesini korumak için kritik bir öneme sahiptir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ünal Tekeli/Türkiye kararında da belirtildiği üzere, Avrupa Konseyi’nin üye ülkeleri arasında sadece Türkiye’de eşinin soyadı aile soyadı olarak kabul edilmekte ve kadının evlendikten sonra kendi soyadını kaybetmesi söz konusu olmaktadır.
Sonuç olarak, kadınların soyadı hakkı, Türkiye’de uzun bir mücadele sonucunda kabul edilmiştir. Ancak, halen bazı sorunlar yaşanmakta ve kadınlar bu haklarını kullanmaları konusunda baskı altında hissedebilmektedirler. Bu nedenle, kadınların soyadı hakkının korunması ve etkin bir şekilde uygulanması için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi Kararları ve Soyadı Hakkı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, evlendikten sonra kadının yalnızca önceki soyadını kullanabilmesi talebine ilişkin Ünal Tekeli davasında ihlal kararı vermiştir. Bu karar sonrasında Anayasa Mahkemesi’ne, evlendikten sonra kadının yalnızca önceki soyadını kullanabilmesi talebiyle yapılan bireysel başvurularda da ihlal kararları verilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararları herkes için bağlayıcıdır.
Anayasa Mahkemesi, genellikle bireysel başvurular sonucu soyadı hakkına ilişkin kararlar almaktadır. Örneğin, velayet hakkı kendisinde bulunan annenin çocuğuna kendi soyadını verme talebinin reddedilmesinin hak ihlali olduğuna dair bir başvuruda bu yönde karar vermiştir. Bu karar, kadınların soyadı hakkının korunması adına önemli bir adım olarak nitelendirilebilir.
Anayasa Mahkemesi’nin soyadı hakkı konusundaki kararları, yalnızca bireysel başvurularla sınırlı değildir. Mahkeme, Anayasaya aykırı olduğu iddia edilen kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ile ilgili iptal davalarında da soyadı hakkı konusunda kararlar verebilmektedir.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de soyadı hakkı konusunda etkili bir rol oynamaktadır. Mahkeme, soyadı hakkının korunması ve uygulanmasıyla ilgili önemli kararlar almaktadır. Ancak, bu kararların uygulanmasıyla ilgili bazı sorunlar mevcut olabilir ve bu sorunların çözümü için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı ve Soyadı Hakkı
Anayasa Mahkemesi’nin 2022/155 E. ve 2023/38 K. sayılı, 22.02.2023 tarihli kararı ile de Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinin iptaline karar verilmiş, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
İlgili karara ulaşmak için: Tıklayın.
Tüm bu gelişmelere rağmen Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı yürürlüğe girene kadar Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesi varlığını korumaya devam etmektedir. Yasama organı maddenin değiştirilmesine ilişkin bir adım atmamaktadır.
Nüfus Müdürlükleri ve Soyadı Hakkı
Kadınlar evlendikten sonra önceki soyadlarını kullanma taleplerini nüfus müdürlüğüne ilettiklerinde nüfus müdürlükleri, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddesini ileri sürerek talepleri reddetmektedir. Kadınlar dava açmak zorunda kalmaktadır.
Bir yanıt yazın