Bu yazıda uygulamada sıkça gördüğümüz süresi içinde itiraz edilmediği için kesinleşen icra takibine karşı neler yapılabileceğini ele alacağız. Uygulamada itiraz süresinin kaçırılması ya da hiç itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleşmiş ilamsız icra takibi esasen borçlu olmayan tarafın haciz ve satış tehditi altında kalmasına sebep oluyor.
Menfi Tespit Davası Nedir?
Menfi tespit davası, genel hükümlere göre açılan ve yürütülen bir davanın takip hukuku içerisindeki özel bir yansımasıdır. Genel bir tespit davası türü olan menfi tespit davası, bir hukuki ilişkinin veya borcun mevcut olmadığının tespiti için açılan davadır.
Dava Şartı Unsurlar
- Hukuki Yarar: Davalı (alacaklı) icra takibi başlatmış olmalı veya başlatacağına ilişkin bir hukuki ilişkinin varlığını iddia etmelidir. Ortada hiçbir sebep veya işlem yokken yalnızca tespit istemiyle bu davanın açılması mümkün değildir. Açılmış bir icra takibinin olmaması halinde borçlunun kendisine ödemekle yükümlü olduğundan bahisle bir borç bildirilmesi de yeterlidir. Örneğin alacak iddiası ile ihtarname çekilmesi, hukuki yararın varlığına delalet edecektir.
- Dava konusu borç için halihazırda genel mahkemelerde açılmış itirazın iptali veya alacak davası açılmamış olmalıdır.
- İcra takibi başlatılmış ise borç henüz ödenmemiş olmalıdır. Ödenmiş olması halinde açılacak olan dava istirdat davasıdır.
İstirdat Davası hakkında yazılmış makalemizi okuyabilirsiniz.
Davanın Açılma Zamanına Göre Ayrım:
Menfi tespit davasının açılma zamanına göre ikiye ayrıldığını ve bunun özellikle takibe etkisi bakımından önem taşıdığını belirtmek gerekir:
- İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davası: Bu dava, daha sonra başlayacak bir takibi durdurabilmek için ihtiyati tedbir kararı alınmasına imkan tanır. Ancak, davanın açılmış olması veya ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması, takibin başlamasına engel değildir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyar Tedbir kararı verebilir. Mahkeme, teminat gösterilse bile tedbir kararı vermek zorunda değildir. Tedbirin amacı, özellikle haciz aşamasında takibin ilerlemesini engellemektir.
- İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davası: Bu durumda ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. (İİK MD. 72) Ancak, borçlu teminat (uygulamada ise borcun tamamı artı %15 teminat) karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu durum, uygulamada “%115 teminatla takibi durdurma” olarak bilinir.
Yetkili ve Görevli Mahkeme:
- Görevli Mahkeme: Kural olarak genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak alacağın niteliği ve kaynağına göre görevli mahkeme değişebilir.
- Ticari ilişkiden kaynaklı menfi tespit davalarında Asliye Ticaret Mahkemesi,
- Kira ve Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklı menfi tespit davalarında Sulh Hukuk Mahkemesi,
- Tüketici olunan, sözleşmeye dayalı alacağa ilişkin menfi tespit davalarında Tüketici Mahkemesi,
- İşçi İşveren ilişkisinden kaynaklı alacaklara ilişkin menfi tespit davasında ise İş Mahkemesi görevlidir.
- Yetkili Mahkeme: HMK takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesini “Özel mahkeme” olarak tanımlarken, davalının yerleşim yeri mahkemesinin “genel yetkili mahkeme” olduğunu belirtir.
Menfi Tespit Davasında Zaman Aşımı
Menfi tespit davaları için genel geçer bir zaman aşımı öngörülmemiştir. İcra takibi açılmadan önce hukuki yararı bulunan borçlu her zaman bu davayı açabilir. Aleyhine icra takibi başlatıldıktan sonra hukuki yararı olan borçlu tarafından da her zaman menfi tespit davası açılabilir. Ancak, borçlu icra takibi sonrasında borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalmışsa artık menfi tespit davası açılamaz; bu durumda istirdat davası gündeme gelir.
Menfi Tespit Davasının Sonuçları ve Tazminat:
- Davanın Kabulü (Borçlu Lehine Karar): Mahkeme davacının borçlu olmadığını tespit ederse dava kabul edilir. Borçlu aleyhine bir icra takibi varsa ve alacaklı haksız ve kötü niyetli ise, davacının talebi üzerine %20’sinden az olmamak üzere borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilir. Dava kabul edildiğinde icra takibi derhal durur ve karar kesinleşince takip iptal edilir. Hacizler kaldırılır, satılmış malların bedeli borçluya ödenir. İtirazın kaldırılması aşamasında borçlu aleyhine verilen tazminat ve para cezaları da ortadan kalkar.
- Davanın Reddi (Alacaklı Lehine Karar): İhtiyati tedbir kararı kalkar ve takip devam eder. Hükmün kesinleşmesi halinde, eğer tedbirle takip durdurulmuşsa, alacaklı ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almasından doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar, aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve bu zarar her halde %20’den aşağı tayin edilmez. Bu tazminatın verilebilmesi için “tedbirle takibin durdurulmuş olması” şartı aranır.
Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi:
Menfi tespit davası açılmış ancak tedbir kararı alınmamış veya talep reddedilmişse ve borç ödenmişse, bu aşamadan sonra artık menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilecektir. Bu durum, normalde iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olsa da, kanunun doğrudan bir dönüşüm öngördüğü istisnai bir durumdur. (İİK 72/6)
Haricen Tahsil Edilen Ödemenin Dosyaya Bildirilmemesi Halinde Menfi Tespit Davası
Yukarıda temel ayrım olarak eğer haksız yere ödeme yapılmışsa açılacak davanın menfi tespit davası değil, istirdat davası olduğunu belirtmiştik. Ancak Yargıtay kararlarında da kendine yer bulan istisna bir durum mevcut. Uygulamada sıkça karşılaşılan haricen tahsilatın dosyaya bildirilmemesi halinde borçlu taraf yaptığı ödeme miktarı kadar ya da borcun tamamı için menfi tespit davası açabilir, borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. (Yargıtay 11. HD 2020/5091 E. 2021/2868 K.) Tahsil bildiriminde bulunulmaması sebebiyle borçlu üzerinde mükerrer haciz tehdidi olması dava şartı hukuki yararın varlığı kabul edilir. Bir nevi haricen tahsil bildirimini mahkeme eliyle yapmak için bu dava açılabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir durum ise dosyada alacak haczinin bulunması halidir. Yine uygulamada sıkça görülen alacak haczi olan dosyada haricen tahsil yapılması usulü borçlu açısından faydasızdır. Çünkü alacaklı tarafın artık alacak üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlı olacağından haricen tahsil ya da feragat bildiriminde bulunamayacaktır. (Yargıtay 12. HD 2022/8458 E. 2023/1183 K.)
Menfi Tespit Davalarında Arabuluculuk Şartı
Zorunlu arabuculuk kapsamının her geçen gün genişlemesi sebebiyle Menfi tespit davalarında arabulucuk şart mı? sorusu akıllara geliyor. Ticari uyuşmazlıklara ilişkin olarak açılan menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı iken, icra iflas hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkları konu edinen menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk şartı yok.
1 Comment
İstirdat Davası: İcra Takibi Neticesinde Haksız Tahsil Edilen Paranın İadesi – PAGA Hukuk & Danışmanlık
4 Mayıs 2025[…] ancak icra hukuku bakımından özel bir dava olarak tanımlanır. İstirdat davası, menfi tespit davası açılmamış veya açılmış ancak borç tahsil edilmişse söz konusu […]